Duyurular : Türk Demokrasi Vakfı Web Sitesine Hoş Geldiniz! ... Web Sitemiz Test Yayınındadır. ... Lütfen Canlı Yayın Planformu Uygulamamızı İnceleyiniz. ...

İstanbul Hamamları

İstanbul'un, gördüğüm yerlerinden pek az söz ettim. Çünkü başkaları daha ayrıntılı yazmış" lar. Şimdi Türklerin boylarım poslarını, giyim kuşamlarını, davranış biçimlerini, gelenek ve göreneklerini, gördüklerime, duyduklarıma dayanarak anlatacağım. Türkler, genellikle uzun boylu insanlar. Bedenleri ölçülü. Avrupalılarda görülen kusurlar onlarda göze çarpmıyor. "Türk gibi kuvvetli" sözü boşuna değil; gerçekten sağlam yapılı insanlar... Ayrıca giysileri de onları uzun boylu gösteriyor, bedensel kusurlarını gizliyor... Giysilerinin üzerine de çifte hançer kuşanarak geziyor Türk erkekleri. Hatta kadınlar bile, feracelerinin altında hançer taşıyorlar. Berberlik sanatı olduğu gibi, sarık sarmayı sanat haline getirmiş olanlara da rastlanıyor. Türklerde kıyafet ve sarık, toplumdaki yerlerini belirten birer gösterge niteliği taşıyor adeta. Muhammet peygamberin soyundan geldiğini ileri sürenler yeşil sarık sarıyorlar. Birçoğu sözde soylu olan bu insanlar sarıklarının rengiyle dikkat çekmeye çalışıyorlar. Bunların bir bölümü de çok yoksul... Bu soyun gerçek temsilcileri Asya ve Afrika'nın belirli bölgelerinde bulunuyorlar. Adı geçen şerifler özel meziyetlere sahip olduklarını iddia etmektedirler. Kor ateşin içine atılsalar bedenleri zarar görmezmiş. Aynı soydan gelen kadınlarda hotozlarına yeşil renk takip kendilerinin ayırt edilmesini sağlamaya çalışıyorlar. Türklerin kılık kıyafetleri dünyanın en pratik ve rahat giyimini oluşturur. Genellikle de saçlarım tıraş ederler. Frenklerin saç uzatmasına da şaşarlar. İnançlarına göre, uzun saçların arasına şeytan yuva yaparmış. Buna karşılık Türkler sakal ve bıyık bırakırlar. Yalnızca aydınlar ve saraya mensup kişiler tıraş oluyorlar. Güzel sakallı adamlar çevrelerinde saygıyla karşılanırlar. Bir Türkü sakalından tutmak ona hakaret sayılır. Öpmek için olursa, o başka! Türkler, sakallarının babalarının ya da padişahın üzerine yemin ederler. Birini selamlarken serpuşlarını çıkarmazlar. Çıkarmayı hakaret sayarlar. Selam verirken, ellerini kalplerinin üstüne koyar, hafifçe eğilirler. Türkler yıkanmayı sevdikleri için hem temiz hem de sağlıklıdırlar. Bu gelenek dolayısıyla İstanbul'da çok güzel hamamlar var. Hatta en uzak kasabalarda bile hamam bulunur. Zengin yoksul, tüm hamamlar aynı biçimde yapılır; aralarındaki fark yalnızca süslemededir. Bir Türk hamamına gidilince, önce kapıdan dörtgen biçimli bir salona girilir. Duvar kenarlarında çepeçevre set vardır. Bu setlerin genişliği altı kademden fazla, yüksekliği üç kademdir. Üzerleri peştemallarla örtülmüştür. Gelen adam da bunun üzerine oturuyor; soyunuyor, çamaşırlarını bir torbaya koyuyor... Bunlara kimse dokunmaz, çünkü hamam güvenli bir yerdir. Kaybolan eşyadan hamamcı sorumludur. Sözünü ettiğim salonun ortasında mermerden bir havuz, bir de fıskiye bulunur. Bu suda müşterilerin kullandıkları peştemallar yıkanıyor. Yıkadıktan sonra da hamamın üstündeki tahtadan sergenlere serip kurutuyorlar. Başkalarının görmek istemeyeceği yerlerini göstermemek için üzerlerine peştemal sarıyorlar. Peştamala sarındıktan sonra donlarını çıkarıyorlar. Edep yerlerinin teşhiri, Türkler'de büyük ahlaksızlık sayılır.

Müşteri soyunduktan sonra büyük kapıdan girer. Biraz sıcak, biraz küçük bir yere geçer. Bütün tavanlar kubbe biçimindedir. Kubbelerde mini mini pencereler vardır. Girilen ilk sıcak bölüm beş köşelidir. Her yanda, yarım kadem yüksekliğinde peykeler bulunur. Bu sedirciklerin ortalarında duvara bitişik kurnalar ve üst üste iki musluk göze çarpar. Alttakinden sıcak, üsttekinden soğuk su akmaktadır. Kişi, hamamda dilediği kadar su harcayabilir. Tophane hamamında bir taş tekne gördüm. Ama içine girmek için temiz olduğunu temin etmeleri gerekiyor. Hamamda yere, mermer taşlar üzerine oturuluyor. Bu mermerler soğuk değildir. Alttan fırın usulüyle ısıtılmaktadır. Derken içeri bir tellak, yani hamam uşağı geliyor. Çıplak bedenine bir peştamal sarmış... Tellak sizi sırtüstü yatırır. Karnınıza ve midenize dizlerini bastırır. Sımsıkı sarılıp, vücudunuzun bütün kemiklerini çatırdatır. Kollarınızı, bacaklarınızı eğip büker; amacı, sinirleri gevşetip rahatlamanızı sağlamaktır. Sonra yüzükoyun çevirir. Aynı işlemleri yapar. Sırtınızı çiğner. Zemini iyice öpmenize neden olur. Derken çenenizi, koltuk altlarınızı tıraş eder. Öteki yerlerinizi tıraş edesiniz diye, size bir ustura verir...

Kapısız, küçük bir hücreye çekilirsiniz. İçeri girince, peştamalınızı kapıya asarsınız.
Öteki müşteriler, sizin peştamalinizi asılı görünce içeri girmezler. İçerde birinin bulunduğunu anlarlar. İstediginiz biçimde tıraş olursunuz. Eğer ustura kullanmaktan korkuyorsanız, madeni bir tozdan yapılmış "rusma" hamurundan bir miktar ve-
rirler. Biraz kireçle ve suyla kariştirihnca,
bu hamur kil döker. On dakikadan az bir
zamanda, killar sicak su altinda ilaçla bir-
likte dökülür.
Bu ilacin Türk hamamlarinda kullanimi
çok yaygin. Padi,sah, gümrüklerinden bu
ilaç nedeniyle epey para topluyormu,s.
Derken göbektaşi, keselenme, lifle yi-
kanma ve kurulanma teşSrifati...
Giyindiginiz zaman size bir ayna göste-
rirler ki, artik para vermek zamanidir! Ìki
akçe olan hamam parasi kadar, sizi yika-
yan tellaga ve uşaklara bahşsiş dagitilir.
Hamamlar saghk açisindan çok yararli.
Ìnsanlari bir dolu hastaliga karşi koruyor.
Kadin erkek, zengin fakir, herkes en
az haftada bir kez hamama gider.
Kadinlarin bir gün, erkeklerin er-
tesi gün gittigi hamamlar var. Bazi
hamamlara öglenden önce kadmlar, sonra
da erkekler gidiyor. Tümüyle kadinlara ay-
rilmiş hamamlar da bulunmaktadir.
Kadinlar hamaminda kadinlar hizmet
ediyor. Hangi din ya da smiftan olursa ol-
sun, bir erkegin kadınlarhamamma girme-
si, idam cezasini gerektiren bir suçtur. Ayip
yerlerini göstermek ya da ayip yerlere bak-
mak da ayrica suç sayihr. Böyle şseylere za-
ten kimse cesaret de edemez.
Varlikh kişilerin, kendine ve kadmlari-
na özel hamamlari evlerindedir.

Türkler işskembelerine dü,skün insanlar
değiller. Oburluk nedeniyle iflas etmiş bir
Türke rastlayamazsimz. Az gidayla yeti-
nirler. Ìyi bir aşsçibaşSi, bu ülkede zengin
olamaz. Ìşin gerçegi, herkes yemek pişir-
meyi biliyor.
Türk mutfaginda hiç sos kullanilmiyor.
Var olanlar, bir kez bakmakla ögrenilecek
şeyler... Belli başh yemekleri pilavdir. Pilav,
tavuk, koyun ya da sigir etiyle pişirilen pi-
rinçtir. Et yoksa, sade yagla pişirilir. Koca-
man bir kapta kotarirlar. Üzerine
bolca biber; ya da sari safran koyar-
lar. `
Yemek vakti gelince, yere, deri-
den yuvarlak bir örtü serilir. Buna sofra
denilir. Üzerine pilav ve et dolu kaplar ko-
nulur. Ekmek parçalamp çevresine dagiti-
hr. Sonra soframn çevresine çökülür. Her-
kes, büyük bir havluyu birlikte kullanir.
"Bismillah!" çekerek yemege başlanir, birer
kadem uzunlugundaki tahta kaşiklarla pi-
lav mideye indirilir.
Etler, elle parçalanir, dagitihr. Herkes is-
tedigi miktarda ahr. Sigir, koyun diye bir
ayinm yapmazlar. PiSirmeden önce parça-
lamr, bölünür; ister rosto yapihr isterse
haşSlama, öylece kotarihr.
Yemekte genellikle bir şey içilmez; doy-
duktan sonra kalkip su içerler. En sonunda
da "Elhamdülillah!" deyip bitirmiş olurlar.
Bu Tanri'ya şükretmektir.
Mutat içecekleri sudur. Sarap, kutsal ki-
taplarinda haram sayllmiştir. Boza dedik-
leri bir içecekleri var. Daridan ya da yulaf-
tan çekiyorlar. Bizim biramiza yakin bir ta-
di varsa da, onun kadar güzel değil. Ucuz
bir içki, siradan insanlar içiyor...
Bir de "kahve" dedikleri bir içecekleri
var ki, günün her saatinde içip duru-
yorlar. Bu içki bir çekirdekten ya-
pilmadir. Kahve içenlerin höpürtü-
leri yüzünden, kahvehanedeyken
hoş bir müzik dinlemiş gibi oluyorsunuz.
Bu içki mideye ve dimaga iyi geliyor. Uy-
kuyu önlüyor. Geceleyin çahşSmasi gere-
kenler bir iki fincan kahve içsinler. Mide-
nin düzelmesine yariyor, hazmi kolaylaşSti-
riyor. Türklere bakihrsa, kahve her türlü
hastahga iyi geliyormuş. Lezzetine gelince
iki kez içmek, ahSmak için yeterli. Ìnsan
pek hoş bulmaya başhyor.
Bazilari kahveye karanfil, kakule atiyor-
lar; bazilan şeker koyuyor. Bu şSeker, lezze-
tini artiriyorsa da, hassalan azaltiyor.
Kahveyi, zengin olsun fakir olsun, Tür-
kiye'de herkes, her gün içiyor. Evde koca-
lar kahve isteyince, kadınlarbunu erkegi-
ne sunmak zorundadir.
Türklerin "şerbet" dedikleri bir içecek-
leri daha var. şekerden, limon suyundan,
miskten, anberden, gül suyundan yapili-
yor. Misir'da da benzerlerine rastladim.
Konuk gelince, önce bir fincan kahve, ar-
dmdan da şerbet ikram ediliyor. Sonra da
kokular saçihr.

Web Tasarım Ankara, Web Tasarımı Ankara
keçiören düğün salonu keçiören toplantı salonu keçiören düğün salonları ankara düğün salonu keçiören nikah salonu ray dolap ankara mutfak dolabı ankara banyo dolabı ankara vestiyer ankara duvar ünitesi ankara gardrop ankara tv ünitesi ankara vestiyer duvar ünitesi tv ünitesi gardrop mobilya mobilya ankara bamya çorbası etli ekmek mevlana pide bıçak arası konya tandır kuzu tandır fotokopi makinası fotokopi web tasarımı ankara tercüme büroları tercüme ankara tercüme simultane tercüme yapı denetim firması fotokopi makinası kiralama fotokopi makinası satışı fotokopi makinası tamiri maurers orjinal maurers meksika biber hapı biber hapı acı biber hapı