Duyurular : Türk Demokrasi Vakfı Web Sitesine Hoş Geldiniz! ... Web Sitemiz Test Yayınındadır. ... Lütfen Canlı Yayın Planformu Uygulamamızı İnceleyiniz. ...

Boğazda Gezinti

Baharm güzelligini tarif etmek
için Ìstanbul'u görmü ve o-
nun bagrmda bu uyami ya- =`~
,sami olmak gerekir. Bahar, Ìstanbul'a
Allahm verdigi bir armagandir, bundan
daha nadide bir ihsan olabilecegini sanmi-
yorum.
Karar verdigim üzere Beyoglu'ndan
kalkip Haliç'e indim. Yollar çepeçevre
agaçlarla bezenmi, ahap evler ve konak-
lar salkim sögütlerin, akasyalarm kucakla-
digi birer sevgiliye benzemiSlerdi.
Haliç'te sahile vardigim zaman kendimi
bir ku kadar hafif hissediyordum. Berrak,
koyyeil sularda oynaSan kayiklar gözle-
rimi bir renk zenginligiyle dolduruyordu.
Kayiklar, Ìstanbul'a bir baka güzellik
katan ya da bir baSka deyimle Ìstanbul'un
özelliklerinden olan birer sanat eseridirler.
Kayikçi kalfalar, inSa ettikleri tek-
nelerin narinligi ve suda akiSiyla
ün yapmilardir.
Kayiklar, Türk oymacihk sanati-
nin bir yüzünü yansitir. Bordalari, küpe-
teleri, yekeleri bile pek ince süslerle bezen-
miStir. Türklerin "nakka" dedikleri boya-
cilar, sonradan bu hatlan altm yaldizlar ve
çeSitli boyalarla iSlerler.
Türklerin dilinde, her deniz vasitasmm
adi farkhdir. Teker teker sorarsaniz, kimine
"piyade" diyeceklerdir, kimine "Zangoç"...
Sanirim ki, Ìstanbul kayiklari içinde en za-
rif yapisi olan "piyade"lerdir. Bu tip kayik-
lar çok ince hatlara sahiptirler ve tenezzüh
için kullamhrlar. Dokuz oturakli olan ka-
yiklara "zangoç" denilir; uzak yerlere kisa
zamanda gitmek için kullanilir. Karadeniz
Bogazi muhafizlari ve Bogaz nazirlarinin
özel filikalari yedi çifte kürekli olur ki,
bunlara "kaba narin" denilir. Kapdan Pa-
,salarin araçlari bir çeit filikadir. Zaten do-
nanmada kayik kullanilmaz; deniz aracina
"kayik" veya "sandal" denmez. Bahriye-
nin deniz taiti "filika"dir. Kapdan Paa fi-
likasi oymaciligin ve sedef kakmaciliginin
bir Saheseridir.
Haliç'te gördügüm kayikçilar gögüs-ba-
girlari açik, çiplak baldirh ve kirmizi ye-
menili irikiyim denizcilerdi. Bunlar daha
çok, Karadenizli oluyorlar Kayiklar alçak
ah,sap iskelelere borda vermiS dururlarken,
bir yabanci ya da bir mü,steri geldi mi, ka-
yikçilarin hangisinin çagnsina uymak ge-
rektigi i,si, insani airtiyor.
Nihayet bir tanesinin sandalina ayak
basip oturak tahtalan üzerine serilmi,s bir
mindere kuruldum. Son derece oynak olan
kayiga binip, inerken uyulacak nokta, den-
geyi bozmamaktir. Bu sikiik yerden nasil
çikacagiz derken, kayikçinin bir iki kürek
oynatmasiyla siyriliimiz, su ile "muasa-
ka" kuran bu denizcilere özgü bir ustahk-
tan ileri gelmektedir.
Altinboynuz'un (Haliç'in) gönüllere hu-
zur veren havasim derin derin soluyarak,
küreklerin muttasil berrak sulara da-
h çikisim seyrederek, Galata'ya, o-
radan Tophane'ye dogru yol aldik. h
Benim, tam bir Türk beyi olabilmem
için u anda galiba sadece uzun tömbeki
çubugum eksikti.
u kayik konusunda söylenecek daha
çok eyler olmahdir. Eski ve gerçek bir Ìs-
tanbullu, denizin üzerinde dolaan kayik-
lara bakarak, bunlarm devlet ricaline, zen-
gin bir beye, reayadan birisine, ,sehzadele-
re ya da tulumbaci neferlerine ait oldugu-
nu hemen anlayabilir. Türklerin makam,
rütbe ve hatta kideme verdikleri deger, ka-
yikçilarin yaz kiS kafalarmdan eksik olma-
yan küçük bereleri kadar degi,smez bir ku-
raldir. Kisacasi, padiahin saltanat kayigi,
mesireye gidecekse, yedi çifte olur; mek-
tupçular "bes çifte yagh piyade" ile gider-
ler. Padiahin esvab ve kahve takimlari be
çifte piyade ile taimr; tulumbacilar yangm
yerine alti oturakh kayikla giderler; zengin
beylerin piyadelerinde hizmetkârlan ve
kahvecileri, hatta güneS ya da yagmurdan
korumak için emsiye tutan adamlari bu-
lunursa da, saray veya devlet erkamndan
biri kayigi ile geçiyorsa, geleneklere göre
emsiye kapatilir; kirmizi semsiyey-
se, yalnizca saraya özgü bir renktir.
Bogaziçi, kaprisli bir mimarinin
en nadide hatlariyla bezenmi, gözü
okayan renklerin oynatigi "güzel"in ta
kendisidir. Güzel'in tarifini yapmak iste-
yenler, benim gibi bir kayiga binip, Bogazi
kürek seslerinin ahenginde hayal etmeli-
dir.
Bogazm kendine has bir denizcilik dü-
zeni vardir; Marmara'dan gelip Karade-
niz'e çlkacak olan yelkenli tekneler elveri,s-
li rüzgârlari beklerler ve akmtimn hafifle-
digi ya da kivrimlar yaptigi koylara dü-
men kirarlar. Bogaziçinde gemisini yürü-
ten kaptan, yetimiS bir kilavuz gibidir. Bu-
nunla beraber, Bogazm huyunu suyunu
bilmeyene seyir yapmak kadar, limana gir-
mek de güç gelir. öyle ki; lodos havalarda
Marmara'dan Bogaza dogru akmti olur
,
sular Tophane'den Galata'ya akar, oradan
Haliç'i tarayip Sarayburnu'na ulair ve ye-
niden ayni daireyi çizer durur. Lodos ha-
valarda Haliç'e girecek olan geminin kap-
tani, eger iin acemisiyse, Saraybur-
nu'ndan dümen kinp Haliç'e rota vereyim
derse, zorlamr, aykiri düSer. Oysa akmtiyla
Tophane'ye sarkarsa, kendini koyve-
rip Hasköy'e varmasi iten degil-
dir.
Tanri yedi tepeye kondurdugu
güzelligi Türklere ihsan etmi, fakat de-
nizlerde halk ettigi bahklarm en lezzetlile-
rini de kendilerine sunmutur. Çubuk-
lu'da, Kanhca koyunda, Tarabya ya da Bü-
yükdere sahillerinde ag atan, dalyan bekle-
yen, pe pee dizilip dini ayin yaparcasina
bir nagme mirildamp ag çeken posbiyikh
bahkçilarm seyrine doyamadim. Gemilerle
yari eden yunus bahklari, Türk sularmda
bagimsizhga sahiptirler; Türkler için yu-
nus ballgi kutsal bir hayvandir. Ashnda
pek akaci olduguna inandigim yunus ba-
hgimn gemilerle yaria kalkimasi, seyrine
doyulmaz oyundur.
Bogaziçinde bahk, zengin bir sofraya
buyur edilmi konuklara ikramda yaria
benziyor. Kiin Karadeniz'den akm eden
palamutlari, aglari tikabasa dolduran us-
kumru bahklari izler. Marmara'dan gelen
,sövalye kihkh kihç bahklarmin etinden,
defne yapragma sarilmi ileri küllenmi
mangal kömürünün atesinde piirip, tada-
bildiyseniz, kalp huzuru içinde, "Ulu Tan-
rim, bu dünyada bana agiz tadi ver-
din" diye Allaha ükredebilirsiniz.
Kihçbaligina Karadeniz ve Ak-
deniz'de pek rastlamaya imkan yok-
tur; eti dolgun ve beyazdir. Sultan II.
Mahmud, bu baligin etini çok begendigin-
den, saray mutfaklarmdan eksik olmaz.
Hatta padiahm kiliçbaligina kari olan
tercihinden ötürü devlet ricali arasmda,
konak ve saraylarm konuklara ikram olu-
nan en makbul balik çesnisi haline gelmi-
tir.
Kiliçbaligmdan söz ederken, ahaliden i-
,sittigim bir hikayeyi anlatayim: Fakir, zen-
gin Ìstanbul halkimn sik sik sofrasmda boy
gösteren kihçbaligi gün gelmi, Marmara
sularmda pek görünmez olmuStu. Balikçi-
lar bir süre bu ie bir anlam veremedilerse
de, kiliçlarin sürüler halinde Çanakkale
Bogazi'ndan asagi geçtiklerinin görülmesi
payitahti yerinden oynatmiti. Ìstanbul'da
kiliçbaligma dükün olan binlerce merakli,
yeis ve endiSe ile bu kutsal hayvanlarm ki-
me küsüp de kendilerini terk ettigini bir
türlü çözemediler. Öyle ki, kiliçbaliklarimn
Akdeniz'e aktiktan sonra bir daha geri
dönmeyeceklerinden korkuluyordu. 1812
yilinda meydana gelen bu olay üzerine Ak-
deniz'de bol miktarlarda kiliçbaligmm gö-
rülmesi, saraym endiesini artirmi ve di-
van üyelerinden biri kiliçbaligi üretilmesi
için ciddi bir öneride bulunmutu. Bu kii-
nin görü,süne göre, Akdeniz'e bir gemi
gönderilerek biri erkek, biri dii, bir çift ki-
liçbaligi yakalanmali, canlarma bir zarar
vermeden ya geminin yedeginde, ya da
baSka bir yönteme göre yeniden Bogaza
getirilip suya koyverilmeliydi. Neyse ki,
çok geçmeden kiliçbaliklari göç ettikleri
Akdenizi begenmemiS olmalilar, Marma-
ra'ya dönüp kendilerini Ìstanbullulara tes-
lim ettiler de, Divanda tarti,silan önlemin
uygulanmasma gerek kalmadi!


Web Tasarım Ankara, Web Tasarımı Ankara
keçiören düğün salonu keçiören toplantı salonu keçiören düğün salonları ankara düğün salonu keçiören nikah salonu ray dolap ankara mutfak dolabı ankara banyo dolabı ankara vestiyer ankara duvar ünitesi ankara gardrop ankara tv ünitesi ankara vestiyer duvar ünitesi tv ünitesi gardrop mobilya mobilya ankara bamya çorbası etli ekmek mevlana pide bıçak arası konya tandır kuzu tandır fotokopi makinası fotokopi web tasarımı ankara tercüme büroları tercüme ankara tercüme simultane tercüme fotokopi makinası kiralama fotokopi makinası satışı fotokopi makinası tamiri